top of page
Ara

AB Çelik Tüzüğü 2026: Türk Metal Üreticilerini Hangi Yeni Gereklilikler Bekliyor?

25 Eyl
5 dakikada okunur

Avrupa Birliği, 2026 yılında çelik sektöründe ticaret politikası, izlenebilirlik ve karbon emisyonlarının takibi açısından önemli düzenlemeleri hayata geçiriyor.

Yeni uygulamalar yalnızca Avrupa'daki çelik üreticilerini değil, AB pazarına ürün gönderen Türkiye'deki metal ve çelik üreticilerini de doğrudan ilgilendiriyor.

Özellikle ürünün nerede üretildiği, çeliğin hangi ülkede eritilip döküldüğü, ürünün tedarik zincirinde hangi aşamalardan geçtiği ve karbon emisyonlarına ilişkin verilerin nasıl takip edildiği daha önemli hale geliyor.

Bu değişikliklerin ortak bir noktası var:

Metal üretiminde izlenebilir, doğrulanabilir ve gerektiğinde geriye dönük raporlanabilir veriye duyulan ihtiyaç artıyor.

Peki 2026'da AB'nin çelik sektörüne yönelik düzenlemelerinde neler değişiyor? Türk metal üreticileri hangi bilgileri takip etmeli? Üretim ve stok yönetim sistemleri bu sürece nasıl hazırlanmalı?


“AB Çelik Tüzüğü 2026 kapsamında metal üretiminde izlenebilirlik, üretim, stok, kalite ve karbon emisyonu takibi”


AB Çelik Tüzüğü Nedir?

2026 yılında AB, küresel çelik üretimindeki kapasite fazlasının Avrupa pazarındaki etkilerini sınırlamak amacıyla yeni ticaret önlemlerini devreye aldı.

AB'nin yeni çelik düzenlemesi 1 Temmuz 2026 itibarıyla uygulanmaya başladı. Düzenleme, belirli çelik ürünleri için tarife kontenjanları ve kontenjan dışında kalan ithalat için ek koruma mekanizmaları öngörüyor.

Avrupa Komisyonu'na göre yeni sistem kapsamında 30 çelik ürün kategorisi için yıllık 18,3 milyon tonluk gümrüksüz kota belirlenirken, kota dışında kalan ithalat için %50 oranında tarife uygulanıyor.

Bu durum Türkiye'den Avrupa'ya çelik ve metal ürünleri gönderen firmalar açısından yalnızca ticari bir konu değil.

Aynı zamanda ürün bilgilerinin doğru tutulması ve gerektiğinde belgelenebilmesi anlamına geliyor.


2026'da Neden İzlenebilirlik Daha Önemli Hale Geldi?

Metal sektöründe bir ürünün yalnızca stokta bulunması artık tek başına yeterli değil.

Üreticinin ve ihracatçının ihtiyaç duyabileceği bilgiler giderek genişliyor:

  • Ürün nereden geldi?

  • Hangi hammadde kullanıldı?

  • Hammadde hangi tedarikçiden alındı?

  • Ürün hangi üretim süreçlerinden geçti?

  • Hangi ülkede eritildi ve döküldü?

  • Hangi kalite ve test süreçlerinden geçti?

  • Hangi sertifikalara sahip?

  • Hangi fason operasyonlardan geçti?

  • Ne zaman üretildi?

  • Hangi depolarda bulundu?

  • Hangi müşteriye sevk edildi?

  • Ürüne ilişkin karbon emisyonu verileri nasıl takip edildi?

Bu soruların cevapları farklı Excel dosyalarında, e-postalarda veya yalnızca fiziksel belgelerde tutulduğunda, ihtiyaç duyulan bilgiye ulaşmak zorlaşabilir.

Dijital izlenebilirlik sistemlerinin önemi de burada ortaya çıkıyor.


“Melt and Pour” Neden Önemli?

AB'nin 2026 çelik düzenlemeleri kapsamında öne çıkan konulardan biri çeliğin “melt and pour” yani eritme ve döküm ülkesinin belirlenmesi.

Avrupa Komisyonu, 31 Ağustos 2026'da çelik ürünlerinin eritme ve döküm ülkesinin kanıtlanması için ithalatçıların sunması gereken kanıt türlerini belirleyen uygulama düzenlemesini kabul etti.

Bu yaklaşım, ürünün yalnızca son işlem gördüğü veya sevk edildiği ülkeye bakmanın yeterli olmadığı bir izlenebilirlik ihtiyacını ortaya çıkarıyor.

Metal üreticileri açısından burada kritik konu şu:

Ürünle ilgili üretim ve tedarik zinciri bilgilerinin güvenilir şekilde kayıt altında tutulması.

Özellikle farklı tedarikçilerden hammadde alan, ürünleri farklı operasyonlardan geçiren veya fason üretim kullanan işletmelerde ürün geçmişinin sistematik biçimde takip edilmesi önem kazanıyor.


Türkiye'den AB'ye Metal İhraç Eden Firmalar Nelere Dikkat Etmeli?

Yeni düzenlemelerle birlikte metal üreticilerinin yalnızca üretim miktarlarını takip etmesi yeterli olmayabilir.

Üretim ve tedarik zinciri verilerinin birbiriyle ilişkilendirilebilmesi önemli hale geliyor.

1. Hammadde Kaynağı Takip Edilmeli

Üretimde kullanılan hammaddenin hangi tedarikçiden geldiği ve hangi ürünle ilişkilendirildiği kayıt altında tutulmalı.

Bu bilgi, ürünün geçmişinin geriye doğru izlenebilmesi açısından önem taşıyor.

2. Ürün Kimliği Oluşturulmalı

Her ürünün veya ürün partisinin benzersiz şekilde tanımlanması, üretim geçmişinin takip edilmesini kolaylaştırır.

Barkod veya tekil ürün numarası gibi yöntemlerle ürün;

hammadde → üretim → kalite → depo → sevkiyat

zinciri boyunca takip edilebilir.

3. Üretim Operasyonları Kayıt Altında Olmalı

Bir metal ürününün yalnızca son halini değil, geçirdiği operasyonları da takip etmek gerekebilir.

Örneğin:

Kesim → dilme → haddeleme → tavlama → kaplama → kalite kontrol → sevkiyat

gibi bir süreç ürün geçmişinin parçası olabilir.

4. Kalite ve Test Verileri Ürünle İlişkilendirilmeli

Kimyasal ve mekanik test sonuçları, kalite belgeleri ve üretim bilgileri ürün veya partiyle ilişkilendirildiğinde geriye dönük kontroller kolaylaşır.

5. Fason Operasyonlar Unutulmamalı

Metal sektöründe üretimin bir bölümünün dış kaynak kullanılarak gerçekleştirilmesi oldukça yaygın.

Bu durumda ürünün işletme dışına çıkışı, fason operasyonu ve tekrar işletmeye dönüşü de izlenebilir olmalı.


CBAM ile Çelik Tüzüğü Aynı Şey mi?

Hayır.

Çelik ticaretine ilişkin yeni düzenlemeler ile CBAM (Carbon Border Adjustment Mechanism) birbirinden farklı mekanizmalar olsa da, Türk metal üreticileri açısından ortak bir noktada buluşuyorlar:

Veri.

CBAM'ın kesin uygulama dönemi 1 Ocak 2026'da başladı. Mekanizma demir-çelik dahil belirli ürünlerin AB'ye ithalatında gömülü karbon emisyonlarıyla ilgili yükümlülükler getiriyor.

Avrupa Komisyonu, 2026 yılında demir-çelik sektörü için CBAM uygulamasına yönelik özel rehber de yayımladı.

Ayrıca AB'nin açıklamalarına göre üçüncü ülkelerdeki tesis işletmecileri gömülü emisyonları izlemek ve hesaplamak, ardından gerekli bilgileri doğrulama sürecinde kullanılmak üzere sağlamak durumunda.

Bu nedenle karbon verilerinin sonradan Excel dosyalarından veya farklı sistemlerden bir araya getirilmeye çalışılması yerine, üretim sürecinin bir parçası olarak kayıt altına alınması giderek daha önemli hale geliyor.


Metal Üretiminde İzlenebilirlik Nasıl Sağlanabilir?

İzlenebilirlik yalnızca bir raporlama ekranından ibaret değildir.

Asıl önemli olan, üretimin başlangıcından itibaren verilerin birbirine bağlanabilmesidir.

Örneğin bir metal ürününü düşünelim:

Hammadde girişi

↓

Ürün kimliği / barkod

↓

Üretim operasyonları

↓

Kalite ve test sonuçları

↓

Fason operasyon

↓

Depo

↓

Sevkiyat

↓

Müşteri

Bu zincirin her aşaması aynı ürün kimliği üzerinden ilişkilendirilebiliyorsa, ürünün geçmişine ilişkin bilgiye çok daha hızlı ulaşılabilir.

Bu yapı aynı zamanda kalite sorunlarında geriye dönük araştırma, stok kontrolü, maliyet analizi ve müşteri taleplerinin karşılanması açısından da fayda sağlayabilir.


MOS Bu Süreçte Nasıl Bir Altyapı Sunuyor?

Metal sektörünün ihtiyaçlarına özel geliştirilen MOS (Metal Otomasyon Sistemi), üretim, stok, kalite, fason ve ürün takibi gibi operasyonları aynı yapı içerisinde yönetmeye odaklanıyor.

MOS'un temel yaklaşımı, metal sektöründeki operasyonları yalnızca teorik miktarlar üzerinden değil, gerçek üretim ve sarf verileri üzerinden takip edebilmek.

Sistem; stok girişinden üretime, üretimden sevkiyata kadar ürün hareketlerinin izlenebilmesini sağlayan bir yapı sunuyor.

MOS'ta ürünler tekil kimliklerle takip edilebiliyor. Barkod altyapısı sayesinde ürünün;

  • nereden geldiği,

  • hangi operasyonlardan geçtiği,

  • hangi depolarda bulunduğu,

  • hangi üretim süreçlerinde kullanıldığı,

  • ne zaman sevk edildiği

gibi bilgiler sistem içerisinde ilişkilendirilebiliyor.

Üretim süreçlerinde ise ürün kimliği üzerinden karbon ayak izi, kalite sertifikaları ve üretim geçmişi ilişkilendirilebiliyor.


MOS ile Hammadde ve Ürün Geçmişi Takibi

Metal sektöründe aynı ürün grubunun farklı kalite, ebat, ağırlık veya sertifika özelliklerine sahip olması operasyonları karmaşıklaştırabilir.

MOS'ta ürünler tekil barkodlarla takip edilebildiği için üretimden sevkiyata kadar ürün geçmişinin izlenmesi mümkün hale geliyor.

Sistem aynı zamanda stokların hangi depoda bulunduğunu, ne kadar süredir depoda olduğunu ve giriş-çıkış hareketlerini takip edebiliyor.

Bu yapı, özellikle ürün geçmişinin geriye dönük olarak incelenmesi gereken durumlarda önemli bir operasyonel avantaj sağlayabilir.


MOS ile Kalite ve Test Verileri

AB'ye ihracat yapan metal üreticileri açısından ürünün yalnızca miktarı değil, kalitesi ve üretim geçmişi de önem taşıyor.

MOS'un Kalite ve Test Yönetimi altyapısında kimyasal ve mekanik test sonuçları ürünlerle ilişkilendirilebiliyor.

Test sonuçlarına göre ürünün hangi üretim operasyonlarından geçeceği belirlenebiliyor ve kaliteye bağlı rota değişiklikleri kayıt altına alınabiliyor.

Bu sayede üretim geçmişi ile kalite verileri aynı sistem içerisinde takip edilebiliyor.


Fason Üretimde İzlenebilirlik

Fason üretim, metal sektöründe izlenebilirliğin en zor alanlarından biri olabilir.

Çünkü ürün işletmenin kendi tesisinden çıktıktan sonra farklı bir işletmede işlem görebilir.

MOS'un Fason Yönetimi yapısında dışarı gönderilen hammaddeler tekil barkod kimliğiyle takip edilebiliyor. Ürün fason üreticiye gönderildiğinde fason takibi başlatılabiliyor ve geri dönüşte ürünün süreç geçmişi kayıt altında tutulabiliyor.

Bu yaklaşım;

Ürün → Fasoncu → İşlem → Geri dönüş → Stok / Sevkiyat

zincirinin takip edilmesini kolaylaştırıyor.


Yeni Dönemde Metal Üreticileri İçin Kritik Nokta: Veriyi Sonradan Toplamamak

AB'nin 2026 yılında attığı adımlar farklı başlıklarda olsa da metal üreticileri açısından ortak bir ihtiyaca işaret ediyor:

Üretim ve tedarik zinciri verisinin güvenilir şekilde kayıt altında tutulması.

Çünkü bir ürünün nereden geldiğini, hangi operasyonlardan geçtiğini veya hangi verilerle üretildiğini sonradan hatırlamaya çalışmak yerine, bu bilgilerin üretim sırasında oluşturulması çok daha sağlıklı bir yaklaşım.

Özellikle AB pazarına çalışan üreticiler için;

  • ürün kimliği,

  • hammadde kaynağı,

  • üretim geçmişi,

  • kalite ve test sonuçları,

  • sertifikalar,

  • fason işlemler,

  • stok hareketleri,

  • sevkiyat bilgileri,

  • karbon emisyon verileri

gibi bilgilerin birbiriyle ilişkilendirilebilir olması giderek daha önemli hale geliyor.


Metal Sektöründe Dijital İzlenebilirlik Bir Operasyon İhtiyacına Dönüşüyor

2026 yılında Avrupa'nın çelik ve karbon düzenlemeleriyle birlikte metal sektöründe yalnızca üretmek değil, üretilen ürünün geçmişini gösterebilmek de önem kazanıyor.

Özellikle AB'ye ihracat yapan işletmeler için tedarik zinciri, ürün kimliği, üretim süreçleri, kalite verileri ve karbon emisyonlarına ilişkin bilgilerin güvenilir şekilde yönetilmesi stratejik bir konu haline geliyor.

Bu nedenle metal üreticileri için dijital dönüşüm yalnızca otomasyon veya üretim hızından ibaret değil.

Asıl değer, üretimin her aşamasında oluşan verinin izlenebilir ve anlamlandırılabilir hale gelmesinde.


MOS da tam bu noktada metal sektörünün saha gerçeklerine odaklanan bir üretim ve operasyon yönetim altyapısı sunuyor.


Hammadde girişinden üretime, kalite kontrolünden fason operasyonlara, stoktan sevkiyata kadar ürünün geçmişini tek bir sistem üzerinden takip etmek isteyen metal üreticileri için MOS; sektörün operasyonel ihtiyaçlarına göre geliştirilmiş bir çözüm sunuyor.

Teoride değil, sahada çalışan bir sistem için MOS'u keşfedin.

 
 
 

Yorumlar


© 2035 by Sphere Constructions. Powered and secured by Wix

bottom of page